Gerçek nedir?

Gerçek, doğru olandır. Doğru olan, var olandır. Burada var kelimesinin Almanca’da “gerçek” anlamına gelen “wahr” kelimesiyle benzerliği dikkate değer. Var olan her şey gerçek ve dolayısıyla her şeyi kapsayan gerçeğin bir parçasıdır. Dolayısıyla gerçek derken var olan her şeyin bütününü kastediyoruz. Ancak gerçek var olan her şeyden daha da fazlasıdır. Aynı zamanda var olan her şeyin nedenidir. Dolayısıyla, gerçeğin alanı var olan her şeyi aşarak geçmiş, şimdiki ve gelecek tüm varlıkların kökenine uzanıyor. O halde gerçek, zaman ve mekânda ve ötesinde var olan her şeydir. Çünkü nerede ve ne zaman olursa olsun var olan her şey, her yerde mevcut, her şeyi kapsayan, her şeyin altında yatan ve her şeyi kontrol eden gerçeğin bir ifadesidir. Her ne kadar özgürlük ve güç izlenimi edinsek de, yalnızca gerçeğin sunduğu olanaklar dahilinde hareket edebiliriz ve her an gerceğin desteğine bağımlıyız; o bizim esasen bilmediğimiz bir bedende ve dünyada yaşamamızı mümkün kılar. Kalp atışlarımız, nefesimiz, kan dolaşımımız ve tüm biyolojik süreçler kendiliğinden içimizde ve çevremizde işliyor ve hem kendi hayatımızı hem de ortak hayatımızı mümkün kılıyor!

Gerçek olan, olmuş ve olacak olan her şeydir. Gerçek olan, olmuş ve olacak olan her şeyin kaynağıdır. Gerçek olan, olmuş ve olacak her şeye hükmeder. Gerçek her şeydir!

Her canlı varlık ve her nesne gerçekten gelir ve gerçek tarafından yaşatılır. İnsan da gerçekten geldiğine göre, gerçeğin diğer eserlerine ve yarattıklarına saygı duymak ve onlara hürmet etmek ancak gerçeğin insana yaşam boyunca lütfettiği karşısında adil olur. Çünkü dünya hayatı ne kadar zor olsa da, sadece nefes almak gibi paha biçilmez mucizevi hediyleri de içinde barındırır!

Dünya hayatı geçicidir ve sonrasında ne olacağını kim bilebilir? Her halükarda, yaşamda gerçeğin gezegenler yaratan, düzen getiren ve hayat veren bir güç olduğuna tanıklık edebiliriz. Gerçek nihayetinde anlaşılmaz bir karmaşıklık ve hassasiyetle – ustaca – ilahi – bir hediye veren!

Gerçek her şeydir. Hayatı, doğayı, evreni ve daha fazlasını kapsar. Sonuç olarak gerçekler, en başta yaşamı mümkün kılan düzenli bir sisteme işaret eder.

İşin ilginç yanı, insan yalnızca gerçek tarafından yaratılmak ve varlıkta tutulmakla kalmaz, aynı zamanda gerçeği daha iyi tanımak ve keşfetmek ister.

Bilgi insanın hayatta kalması için gereklidir. Çünkü insan ancak gerçek bilgi sayesinde bilinçli, doğru kararlar verebilir. Elbette bu, insanın sezgilerini dinleyerek, gerçek ile daha da içtensel bir ilişki içine girmesini de içerir.

Aynı zamanda, genelde hiçbir insan kandırılmak istemez, gerçeği her şeyden çok sever. Çoğu insan gerçeği o kadar çok sever ki, bir şeyin doğru olduğuna inandıkları anda ona sarılırlar. Ancak gerçeğe ilişkin bilgimiz her zaman sınırlıdır ve kendi fikirlerimize bağlıdır. Herhangi bir zamanda, yeni bir keşif ya da yeni bir bakış açısı, hakikat anlayışımızı – belki de temelden – değiştirmemize neden olacak yeni bir kavrayış getirebilir.

Bir bilim insanı olarak, nihai hedef olarak gerçek için çabalamayı öğrendim. Ancak bu asla tam olarak ulaşılmayacak bir hedef olsa da, yönümüz belli.

Gerçek yalnızca hepimizin yaratıcısı değil, aynı zamanda hepimizin bağı ve tüm eylemlerimizin hedefidir. Zira ne günlük yaşamda ne de bilimde gerçekten başka bir şey elde edilmek istenmez. Çünkü gerçek, varlık demek!

Bu incelemenin doruk noktası olarak bir kez daha şunu söyleyebilirim:

Gerçek, Yaratıcıdır.

Gerçekten başka bir şey yok!

Bundan ileri sorulacak sorular:

Gerçek bizi görüyor mu? Gerçekle konuşabilir miyiz? Gerçek bir zat mıdır?